Saç diplerinde kepeklenmeler, televizyon reklamlarından tanıdığımız Neşe Hanım’da olduğu gibi pek çok insanda doğal yapının bir parçası olarak, değişik oranlarda bulunabilir. Bu kepekler, ince un kepeği görünüşündedir, yapışık olmadıkları için de kolayca dökülür, saçılırlar. Kimin kepekli, kimin kepeksiz olması gerektiğine nasıl karar verildiği veya başka bir deyişle olayın nedeni belli değildir.
Kişisel yatkınlığın üzerine bazı bakteriler ve özellikle de mantarlar suçlanır. İlişki kesin ispatlanamamış olmakla birlikte tedavide mantar ilaçları sıklıkla iyi etki yaparlar. Bazen psikolojik gerginlikler, başın kapalı kalması veya basit tahrişler de arttırıcı etki yapabilir. Şampuan, saç kremi, jöle, briyantin vb. kozmetik ürünlerin özel bir arttırıcı etkisi yoktur.
Saçlar yıkandıktan sonra iyi durulamamak da kepek nedeni değildir. Bu tip kepeklenmenin koyu renk elbiseler üzerindeki pasaklı görünümü dışında bir zararı yoktur. Kesin ve köklü olarak tedavi edilemese de özel kepek şampuanları ve losyonları ile uzun süre kepeksiz kalınması sağlanabilir. Bu ilaçlar, çok uzun süre kullanılırlarsa etkinlikleri azalabilir. Bu nedenle Deri Hastalıkları Uzmanınızın önereceği zamanlarda değiştirilmeleri yararlı olacaktır.
Bunun dışında, saç diplerinde kepeklenme ile kendini gösteren çok sayıda hastalık vardır ve basit kepeklenme ile de karışabilirler. Saç diplerindeki deri, bu bölgeyi tutan hastalıkların çoğunda diğer belirtilere ek olarak kepek oluşumu da yapar. Bu grupta mantar hastalıkları, diğer bazı mikropların neden olduğu kaşıntılı, kepekli durumlar, egzemalar, sedef hastalığı, seboreik dermatit , hatta bitlenme dahi sayılabilir. İyi ve ilgili bir deri hastalıkları uzmanı görünüşte birbirine benzeyen bu hastalıklar arasından doğru tanıyı seçip uygun tedaviyi ayarlayacaktır.

Günümüzde işlenmemiş tahılın sağlıklı yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğu, işlenmemiş yani rafine edilmemiş tahılın birçok kronik hastalığın oluşma riskini azalttığı bildirildi.
Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Biyokimya Klinik Şefi Prof. Dr. Necat Yılmaz, yaptığı açıklamada, gelişmiş batı ülkelerinde üç öğün esmer undan yapılmış gıdaların yenilmesi için halkın teşvik edildiğini belirtti.
Son olarak Harvard’da Haziran ayında yayınlanan bir çalışmada, 1986-2004 yıllarında izlenen tam tahıl tüketen 51 bin 529 erkek sağlık çalışanının bulgularının tam tahıl ürünü tüketimi ile hipertansiyon (yüksek tansiyon hastalığı) arasında ters bir ilişkinin varlığını kanıtladığını ifade eden Yılmaz, şu bilgileri verdi:
"Yani çalışmaya dahil edilen kişiler ne kadar sıklıkla ve fazla tam tahıl ürünü kullanırsa o denli daha az hipertansiyon riski taşımaktadır. Esmer undan yapılan ürünler neden faydalıdır? Çünkü tahıl tanesinin etrafını saran zar yapısında antioksidan, vitamin, lif ve iz elementler gibi sağlık için gerekli maddeler rafine işleminde uzaklaştırılıp geriye tanenin iç kısmında yer alan karbonhidrat zengini kısımı kalmaktadır"
Sağlık açısından diğer faydaları
İşlenmemiş tahıllara beslenmede daha fazla yer vermenin, sağlık için yapmamız gerekenlerin başında geldiğini vurgulayan Yılmaz, "Bu ufak değişiklikle bütün nedenlere bağlı ölüm riskinizi yüzde 15 azaltacaktır" dedi.
Bugün yapılan beslenme araştırmalarının hepsinde tahılları rafine etmeden, yani işlemeden yemenin yararlarının ortaya çıktığını anlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Esmer" olanı "beyaz"a döndürmenin beslenmemiz açısından ne denli kötü sonuçlar doğurduğunu gün geçtikçe daha iyi anlıyoruz. Kısaca özetlersek esmerleri seçip, beyazlardan uzak durmamız gerekiyor. Bu basit değişikliği yapmakla, bütün nedenlere bağlı ölüm riskinizi yüzde 15 oranında azaltacağınızı biliyor musunuz? Daha uzun ve sağlıklı yaşamak istiyorsak lif, fitokimyasallar, vitaminler ve mineraller için zengin bir kaynak olan tam tahılları hayatımıza daha fazla almalıyız."
Tam tahıllı ürün tüketildiğinde, felç riskini yüzde 30-36, tip 2 diyabet riskini yüzde 21-30, kalp hastalığı riskini yüzde 25-28, 20 değişik kanser türünde yapılan 40’ı aşkın çalışma düzenli tam tahıl alımının kanser riskini azalttığını vurgulayan Prof. Dr. Yılmaz, "Ayrıca tam tahıl ürünleri kilo kontrolüne yardımcı besindir. Astımdan dişlerin çürümesine kadar birçok hastalığı engelleyen bize sunulan bu temiz doğal tahıl ürünlerini daha sık yemeliyiz. Çocuklarımıza da bu konuda örnek olmalıyız" dedi.

Türk erkeklerinin %70′nin erken boşaldığını ifade eden CİSED Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Dr. Cem Keçe;
“Erken boşalmayı hemen her erkek aynı şekilde yaşar gibi görünse de aslında erken boşalmanın her biri farklı nedenden kaynaklanan 10 tipi vardır. 4′ü fiziksel nedenli, 5′i psikolojik ya da ilişkisel nedenli ve 1 tanesi de diğer bir cinsel fonksiyon bozukluğunun eşlik ettiği karışık tip olmak üzere inceleyeceğimiz erken boşalma çeşitleri özellikle klasik ve geleneksel yöntemlerin sonuç vermemesini anlamada bizi aydınlatacak bir sınıflama olacaktır.
Psikolojik ve ilişkisel nedenler oldukça karmaşık ve birbirine bağlıdır, o nedenle bunları iyi anlamak gerekir. Erken boşalmanın sadece nedenleri değil, etkileri de karmaşıktır. Erken boşalma erkeğin öz saygısı, cinsel yaşantısı ve ilişkisi üzerinde yıkıcı bir etki yaratabilir. Kişi öfke, aşağılanma, hayal kırıklığı, kızma, yetersizlik, utanç ya da suçluluk doğuran eski deneyimlerini ve egosunu rahatsız eden birçok özrünü bilinç dışına itmekle kalmaz, bunları hiç yaşanmamış gibi de algılayabilir. Günahkârlık, suçluluk, bedel ödeme, kendini cezalandırma, kapalılık, saldırganlık, derin endişe, zevk ve yetenek etrafındaki çatışmaları gizlemek için erken boşalmanın ne anlam ifade ettiği mutlaka üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Çünkü erken boşalan erkek, bilinçdışı olarak, hem kendini hem de partnerini
cezalandırıyor olabilir. Ayrıcı tıpkı bir döngü gibi, bu etkiler erken boşalma
sorununun daha da kötüleşmesine neden olabilir. Bu nedenle erkeğin hangi tip ya da tiplerde erken boşalmaya sahip olduğunu belirleme boşalma refleksini kontrol etmede özel ve etkili yaklaşımların geliştirilmesi için önem arz eder.” dedi.
Erken boşalmanın 10 tipi var
Erken boşalmaya tanı koyma sürecinin önemine dikkat çeken CİSED Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Dr. Cem Keçe; “Kişiyi ilk önce ömür boyu olan ve daha sonra sonradan kazanılmış olan erken boşalma tiplerine göre değerlendirmek gerekir. Erken boşalmanın 4 tipi (nörolojik sisteme bağlı erken boşalma, özgüven eksikliğine bağlı erken boşalma, psikolojik sisteme bağlı erken boşalma ve psikoseksüel beceri eksikliğinden kaynaklanan erken boşalma) ömür boyu süren erken boşalma tipini ifade eder, geri kalan 6 tip ise (fiziksel hastalığa bağlı erken boşalma, fiziksel yaralanmaya bağlı erken boşalma, ilacın yan etkisine bağlı erken boşalma, psikolojik streslere bağlı erken boşalma, ilişki stresine bağlı erken boşalma ve karışık tip erken boşalma) sonradan kazanışmış erken boşalmayı işaret eder.
En yaygın erken boşalma tipleri; özgüven eksikliğine bağlı erken boşalma, psikolojik streslere bağlı erken boşalma, karışık tip erken boşalma (genellikle sertleşme sorunları gibi başka bir cinsel işlev bozukluğu ile birlikte görülen erken boşalma) ve psikoseksüel beceri eksikliğinden kaynaklanan erken boşalmadır. Daha sonra en yaygın olanlar ilişki stresine bağlı erken boşalma, psikolojik sisteme bağlı erken boşalma, nörolojik sisteme bağlı erken boşalma ve fiziksel hastalığa bağlı erken boşalma (genellikle prostat iltihaplanması)’dır. Fiziksel yaralanmaya bağlı erken boşalma ve ilacın yan etkisine bağlı erken boşalma ise daha nadirdir.” dedi.
Erken boşalma tedavi yöntem ve teknikleri
Erken boşalmanın cinsel terapi ile %100 tedavi edilebileceğini CİSED Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Dr. Cem Keçe; “Ancak cinsel terapiste giderek cinsel terapi alacak imkanı olmayanlar aşağıda önerdiğimiz egzersizleri kendi başlarına veya partnerleriyle uyguladıklarında boşalma denetimi kazanma sürecine girebilirler.
Düzenli bir partneri olan erkekler; önce sevişmeli, tam bir sertleşme olduktan sonra sırtüstü yatmalı ve bütün dikkatlerini penisten aldıkları duyumlara odaklamalıdırlar. Bu sırada partneri ilk aşamada kuru elle, ikinci aşamada ise bebe yağı ile penisini uyararak mastürbasyon yapmaya başlamalıdır. Penisine odaklanan erkek, boşalmak üzere olduğunu hissettiğinde partnerine ‘dur’ demelidir. Dur-başla tekniği adı verilen bu uygulamada erkek, acil boşalma isteği geçene kadar makat ve yumurtalıklarının olduğu bölgeyi 3 kez sıkar ve çok yavaşça gevşetir, sonra ‘başla’ diyerek partnerinden yeniden penisini uyarmaya başlamasını ister. Bu şekilde en az 30 dakika partnerinin dur-başla şeklinde yaptığı mastürbasyon ile kendini kontrol etmeyi öğrenen erkek, isterse kendini ödüllendirmek için boşalabilir. Bu sayede boşalmadan hemen önceki duyumları tekrar tekrar uzatılmış olarak yaşayan erkek,yüksek uyarılma düzeylerinde kendini kontrol etmeyi öğrenir.
Mastürbasyon ile boşalma denetimi sağlandıktan sonra, aşamalı olarak kadının üstte olduğu bir pozisyonda cinsel birleşmeye izin verilir. Cinsel birleşme aşamasında da ‘dur’ deyince penis içerde hareketsiz tutularak beklenir, acil boşalma isteği geçene kadar erkek makat ve yumurtalıklarının olduğu bölgeyi 3 kez sıkar ve çok yavaşça gevşetir, sonra partnerine ‘başla’ diyerek devam etmesini ister.
Düzenli bir cinsel partneri olmayan veya herhangi bir nedenle cinsel terapiye partneriyle katılamayan erkek ise; yukarıda anlatılan dur-başla egzersizini kendi başına yapar. Mastürbasyonda boşalma denetimini kazanan erkek yine yukarıda anlatıldığı gibi partneriyle ilişkiye girebilir. Ayrıca dur-başla tekniği ile senkronize bir şekilde kasıklardaki kasları kasma ve gevşetme, ritmik nefes alıp verme metotları da kullanılabilir. Bu egzersizler ile erkek sadece uzun süreli boşalma kontrolü sağlanmakla kalmaz, aynı zamanda penisin sertleşmesini ve orgazmının kalitesini de yükseltir.” dedi.

Pamukçuk, genellikle bebeğin doğumunun ilk haftasının sonunda kendisini gösteren bir dil ve ağız hastalığıdır.
Mantar veya mantar sınıfından ilkel bir bitkiden ileri gelen bir hastalıktır.
Genellikle vajinasında hafif bir mantar hastalığı bulunan anneden, çocuk rahimden çıkarken bu mantarla enfekte olur. Mantarın gelişmesi yaklaşık bir hafta sürer. Hastalık, ayrıca enfekte olan bir çocuğun kullanmış olduğu biberon başlıklarından da başka bir çocuğa bulaşabilir.
Pamukçuk çok ciddi bir hastalık değildir. Çok rastlanan bir hastalıktır.
TEDAVİSİ
Mor kantaron (gentian violet) bir çubuğa sarılmış pamuk ile hafif hafif bebeğin ağız, dil ve damağına sürülür. Ayrıca mantara karşı bir ilâç olan Nystatin yine bu şekilde sürülebilinir veya bebeğe yutturulur.
Tedaviden bir hafta ile on gün arası bebek tamamen iyileşir.
Pamukçuk Hastalığını Önlemek İçin:
Eğer annenin vajinasında ifrazat yapan bir mantar hastalığı olduğu bilinirse, doğumdan önce tedavi edilmesiyle önlenebilinir.
DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) ve ÜNİCEF, bebeklerin yaşamının ilk 4 ayında mümkünse 6 ayında, sadece anne sütü ile beslenmesini önermektedir. Bebeğin tüm biyolojik gereksinimleri için en iyi ve eksiksiz besin, Anne sütüdür.
Anne sütü bebeğin sağlıklı gelişmesini, büyümesini ve hastalıklardan korunmasını sağlar. Emzirme, bebeğinizle sizin arasında sağladığı yakın temas nedeniyle özel bir bağ oluşmasına neden olur. Bebeğiniz doğduktan sonra ilk yarım saat içinde, sütünüzün gelmesini beklemeden ve kesinlikle şekerli su vermeden, mutlaka onu emzirmelisiniz. İlk 48 saat içinde sık emzirmek, sütün yeterliliği açısından önem taşır .Çünkü sık emzirmeye bağlı olarak süt salgısında artık olacaktır. Bu nedenle, sütünüz henüz gelmemiş bile olsa, sık emzirmeye devam edin.
Kolostorum adı verilen ilk süt, protein bakımın dan oldukça zengindir ve içinde bebeği bulaşıcı hastalıklardan koruyacak bol miktarda antikor taşımaktadır. Kıvamı koyu ve sarımsı bir rengi olan kolostrum, sonraki birkaç gün içinde normal anne sütüne dönüşecektir.
Kolostrum sıvısı, hamileliğinizin yedinci ayından sonra sağlıyabilir. Bu aylarda dış altında memenin ayla kısmına (meme başı etrafında bulunan koyu renkli kısım), baş ve işaret parmaklarıyla yapılacak kısa masajlar, süt kanallarının açılmasına yardımcı olabilir.
Bebeğinizi emzirmeden önce ellerinizi yıkayın. Yeni kaynatılmış ılık suya batırdığınız pamukla meme başlarınızı silin. Bebeğinizi mümkün olduğu kadar dik bir pozisyonda kucağınızı alın. Meme başınızı bebeğin yanağına değdirerek onun içgüdüsel olarak memenize yönelmesini sağlayın. Bebeğinizin, meme başını çevresindeki meme başını çevresindeki koyu renkli kısımla (ayla) birlikte ağzına almasını sağlayın. Böylece, bebek bu kısma dudaklarıyla bastırdıkça meme başından süt gelir. Sadece meme ucunu emerse yeterli süt alamayacaktır.

Sağlık Bakanlığının Belirlemiş Olduğu Aşı Takvimi,
Normal Aşı Takvimi
2. ayda BCG, Difteri, Boğmaca, Tetanos, (DBT)+Çocuk felci (OPV)
3. ayda DBT+OPV + Hepatit B (HBV)
4. ayda DBT+OPV+Hepatit B
9. ayda Kızamık +Hepatit B
16-24. ayda DBT+OPV
İlkokul 1. Sınıf DT+OPV +BCG +Kızamık
İlkokul 5. Sınıf Tetanos
Lise 1. Sınıf Tetanos
Erişkin Tetanos (yaşam boyu 10 yıl aralarla)
Gebelere ilk izlemde 1 doz, 4 hafta sonra ikinci doz tetanoz aşısı
Gebelikte Tetanos (aşılanma durumuna göre gerekiyorsa 1 doz veya 2 doz)
Aşılanma durumu kesin bilinmeyen çocuklar
7 yaştan küçük
İlk karşılaşma DBT+OPV+HBV+BCG+Kızamık (9 aylıktan büyük ise)
1 ay sonra DBT+OPV+HBV
2 ay sonra DBT+OPV
8 ay sonra DBT+OPV+HBV
4-6 yaş DBT+OPV+Kızamık+BCG
7 yaştan büyük
İlk karşılaşma Tetanoz+HBV+OPV+Kızamık
2 ay sonra HBV+OPV+Tetanoz
8 ay sonra HBV+OPV+Tetanoz
Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için dişleri düzenli olarak fırçalamanın yanı sıra günde en az bir kez aralarının iple temizlenmesi gerekli.
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlter Uzel, diş hastalıklarının, başta göz, kalp ve böbrek sorunlarına zemin hazırladığına dikkati çekiyor.
Ülkemizde yaşayanların artık dişini fırçalama konusunda duyarlı bir yaklaşım sergilemeye başladığını belirten Prof. Dr. Uzel’in uyarıları şöyle:
Dişleri doğru ve belli kurallara göre özenle fırçalamak gerekli.
Her gün en az 3 dakika, sabah ve gece yatmadan önce dişleri fırçalamalıyız.
Altın kural, tüm yüzeyi, etinden diş ucuna doğru fırçalamaktır.
Özellikle çapraşık dişler ya da ağızda sabit protezler varsa, ortodontik tedavi uygulanıyorsa sorun daha da büyüyor.
Burada diş ipi devreye giriyor. İp kullanımı diş aralarının daha etkili temizlenmesini sağlıyor.
Ayrıca iki diş arasında ‘gizli çürük’ veya diş taşı olabiliyor. Bu uygulamada eğer iplikte tiftiklenme oluyor ise bu çürük habercisidir.
Ayrıca diş eksikliği olanlar çiğneme işlemlerini tam anlamıyla yapamazlar, bu nedenle de mide ve sindirim şikayetleri yaşayabilirler.
Sağlık, ağızdan başlar. Nasıl insanın elleri, ayakları, kulağı, burnu bir organ ise diş için de aynı durum söz konusudur.
Her dişi bir organ kabul edip bakımını iyi yapmak gerekir

İşte dişlerin çürümesine neden olan etkenler…
1- Sürekli kahve molası gün boyu kahve, çay içme ve atıştırma alışkanlığı, ağızda asit salgılayan bakterileri aktive ederek bu bakterilerin diş yüzeyinde yaşamasına ve dişleri çürütmesine neden olur. Çay ve kahve şekersiz tüketilmeli ya da bu içeceklerin yerine süt ve süt ürünleri tercih edilmeli.
2- Sigara kullanımı Sigara içmek ağız kuruluğundan ağız kokusuna, dişlerin sararmasına hatta ağız kanserine kadar birçok hastalığa sebep olabilir.
3- Diş ipinin önemi Sadece diş fırçalamak ağız temizliğinde tek başına yeterli değildir. Diş fırçasının ulaşamadığı diş araları diş ipi kullanılarak temizlenebilir.
4- Diş fırçalama Ağız sağlığının en önemli bakımı dişleri fırçalamaktır. Dişler her yaşta, günde en az iki kez fırçalanmalıdır. Diş fırçası üç aylık periyotlarla yenilenmeli, dişler fırçalanırken fırça kuru olmalıdır.
5- Yemek dışında tüketilen tatlı tatlıların yemek öğünleri içerisinde tüketilmesi diş sağlığı için önemlidir.
6- Su ihtiyacı Yemek yedikten sonra diş için yapılacak en iyi şey su veya süt içmektir. Yemek sonrası içilen bir bardak su, yemek parçalarını ağızdan uzaklaştırır ve ağızdaki asidik ortamı nötrler. Ayrıca süt içmek dişte kalsiyum oluşumunu artırır.
7- Çiğnenemeyen tatlılar: Sakız, yapışkanlı tatlılar ve kuruyemişten mümkün olduğunca uzak durulmalı. Yenildiği takdirde ise dişlerden arınıdırma işlemi titizlikle yapılmalıdır.
8- Meyve ve sebzeden kaçmayın Meyve ve sebzelerin içerdiği vitaminler dişetleri için çok önemlidir. Ayrıca elma gibi sert meyve ve sebzelerin ısırılarak tüketilmesi, ön dişlerde mekanik temizliği sağlar.
9- Şekersiz sakızı tercih edin Sakız çiğnemek gibi bir alışkanlığınız varsa şekersiz sakızları tercih edin. Çünkü tükürük akışını hızlandırıp, ağzın temizlenmesine yardımcı olur.

Bir avuç gelin çiçeğini yarım avuç sarı düğün çiçeği, yarım avuç kırmızı gül yaprağı ve bir tutam hatmi çiçeğini suda 15-20 dakika kaynatıp süzün. Elde ettiğini posaya krem kıvamına gelene kadar tereyağı ve bir adet kaynamış yumurtanın sarısını katarak yoğurun. Son olarak menekşe yağı ile yumuşattıktan nemlendirici kreminiz kullanıma hazır. Bir kavanozun içine koyarak buzdolabında saklayabilirsiniz.
Bir avuç gelinciğin yapraklarını bir tatlı kaşığı maydanoz tohumu, bir tatlı kaşığı salatalık tohumu ve üç baş lale soğanı ile birlikte döverek ezin. Karışımı on beş dakika suda pişirerek süzün ve posasını çıkartın. elde edilen posaya krem kıvamına gelene kadar palamut unu ve kaymak katıp iyice yoğurun. Bu kremi kavanoza koyarak buzdolabında saklayabilirsiniz.
İki demet taze nanenin yapraklarını saplarından ayıklayıp üstüne kaynar su dökerek bir gün bekletin. Ertesi gün süzerek elde ettiğiniz iki fincan nane suyuna bir çay kaşığı menekşe yağı, bir çorba kaşığı bal ve bir çorba kaşığı kaymak ilave edip karıştırın. Krem kıvamına gelene kadar mısır unu ilave ederek yoğurun. Hazırladığınız bu kremi hem cildinize nemlendirmek ve güzelleştirmek için hem de elleriniz yumuşatmak için kullanabilirsiniz.

Çok uzun ve gür kirpiklere sahip olmak için...
Cam bir kabın içine 1 çay kaşığı hint yağı ve 12 gr kakao yağı (1 yemek kaşığından biraz az) ekleyip karıştırın.
Kabı sıcak su dolu bir başka kabın içine yerleştirip krem kıvamına gelene kadar ısıtın.
Karışımı soğutup 15 gün boyunca temiz bir rimel fırçası yardımı ile yatmadan önce gözlerinize kaçırmamaya dikkat ederek kirpiklerinize sürün. Sürme işlemini kirpik kökünden uca doğru uygulayın.
Kirpikleri gürleştirmek için
Eşit ölçüde hint yağı ve badem yağını bir şişede karıştırıp 15 gün boyunca akşamları yatmadan önce gözlerinize kaçırmamaya dikkat ederek kirpiklerinize dipten uca doğru sürün.
Yüzünüzü temizleyin: Bir temizleme sütüyle cildinize uzun, yukarı doğru masaj yapın ve yüzünüzü durulayın.
Kan dolaşımını harekete geçirin: Ilık suyun içine bir miktar aromaterapik esans dökün ve karıştırın. Bu karışımı bir bez yardımıyla yüzünüze sürün. Bezle yüzünüze dört-beş kez baskı yapın. Böylece sirkülasyona yardım etmiş olursunuz.
Peeling yapın: Düzenli olarak uyguladığınız peeling, cildinizi aydınlatır ve uygulayacağınız tedaviyi hızlandırmak için hazırlar. Peeling ürünüyle dairesel hareketler yaparak nazik bir şekilde baskı uygulayın ve masaj yapın. Boynunuzu unutmayın. Ardından cildinizi suyla temizleyin.
Cildinizi maskeyle canlandırın: Yüz temizliğinin önemli bir bölümü maskedir. Özellikle kil özlü ürünler, tıkalı gözenekleri açarak cildi aydınlatmaya yardımcı olurken, su bazlıları ise cildi nemlendirir.
Yoğun bakım kremleriyle cildi sakinleştirin: Tüm bu uygulamaların ardından yağ ya da yoğun bakım kremleri cildinizi yumuşatmaya yardımcı olur.